Tv izle
Canlı TV izle Desteklemektedir.
İzlemek İçin; İzlemek istediğiniz kanallın üzerine Tıklayın. Kanal Açıldığı Zaman Eğer Tam Ekran izlemek istiyorsanız Açılan Pencereye 2 Kere Tıklayın...
Canlı TV izle Desteklemektedir.
Tunnelsiz Dns siz Youtubeye Giris
Hergün msn’de en az 10 kişi bu soruyu soruyor.Bende açıkçası ktunnel’e girmekten bıkmıştım.Sorunu nasıl çözeceğimizi araştırdım şöyleymiş:
* Windows Vista = C:\WINDOWS\SYSTEM32\DRIVERS\ETC
* Windows XP = C:\WINDOWS\SYSTEM32\DRIVERS\ETC
* Linux veya diğer Unix-like işletim sistemleri: /etc
Bu komutlari Başlattan Çalıştıra Yapıştırırsanız direk açılır
dizinine gidiniz.”Hosts” dosyasını not defteri ya da herhangi bir metin düzenleyici ile açıyoruz
buradaki listeyi içine kopyalayıp kaydediyoruz.Bu kadar.İstediğiniz tarayıcıdan artık youtube’a girebilir
video izleyip yükleyebilirsiniz.
Düzeltme: Eğer bunlarla uğraşamam diyorsanız arkadaşım Kerem125′in yazmış olduğu bir programla kolayca bu işlemi yapabilirsiniz.İndirmek için TIKLAYIN
Milyar gündür dünyayı meşgul eden saçmalık artık sona erdi. Amerika’nın yeni başkanının zenci olması yüzeyselliğine sıkışan seçim tartışmalarıyla birlikte fakirleri ve üçüncü dünyayı ilgilendiren dünya barışı ve bölüşüm sorunları ile ilgili tekbir ciddi projesi yokken Barack Obama, Lutherlerden Martin olanının Georgia edebiyatını papağan gibi yineleyerek iktidar oldu.
Oysa sıkı bir Amerikan başkan adayından beklenebilecekler listesinin içinde oldukça fazla şey yer alabilir. Bunlardan bir tanesi dünyanın muhtelif yerlerindeki Amerikan çıkarlarının daha insanı boyutlarda savunulabilmesi,
bir diğeri, tüm dünyayı sarmakta olan bir krize yol açan denetimsiz kapitalizm anlayışının belli parametrelerle sınırlandırılması ya da sosyal reformlar olabilirdi.
Belki o zaman Georgia’nın olmasa da kızıl tepelerinde dünyanın herhangi bir yerinin üçüncü dünya ülkeleri ile Amerikalılar yada daha geniş tutalım dünyanın geriye kalanı ile Amerikalılar kardeşlik sofrasına beraber oturabilirdi.
Zira artık dünya ırkçılıkla mücadelesini hemen hemen kazanmış durumda, eğer sorun renklerle ise o sorun derinin değil kesinlikle paranın rengi ile ilgili.
İşte Obama’nın ne olduğunu, üzerine geçireceği formanın renginden anlayabileceğiz umarım yeşil onun favori rengi olmaz…
Ergenekon davası nedir?
Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerin ele geçirilmesiyle birlikte başlayan soruşturmaya Ergenekon adı veriliyor.
12 Haziran 2007'de Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerin ele geçirilmesiyle birlikte başlayan soruşturmaya Ergenekon Soruşturması adı veriliyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturmayı, örgütlü suçlara bakmakla görevli Beşiktaş'taki İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz yürütüyor.
Soruşturmada, emekli astsubay Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Ali Yiğit, emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli astsubay Mahmut Öztürk, Kuvvai Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk, emekli binbaşı Fikret Emek, emekli yüzbaşı Gazi Güder, Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız, Fuat E., tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Ayşe Asuman Özdemir, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk, Tuğrul D. ve Oğuz Evren K. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Daha sonra yapılan incelemelerde, Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Ümraniye'de ele geçen bombalarla aynı seriden ve türden olduğu 'Bomba İnceleme ve İmha Daire Başkanlığı' tarafından tespit edildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Beşiktaş'taki Ağır Ceza Mahkemesi savcılığı tarafından ortaklaşa yapılan soruşturmada 'Ergenekon' örgütünün de izi bulundu.
Muzaffer Tekin'in ilişkileri doğrultusunda eski binbaşı Fikret Emek'in 26 Haziran 2007'de annesine ait Eskişehir'deki evde yapılan aramada 11 kilo plastik patlayıcı ve suikast tüfeği Kanas ele geçirildi. Emek tutuklandı.
15 Temmuz 2007'de gazeteci yazar Ergün Poyraz operasyon kapsamında gözaltına alınarak cezaevine konuldu. Poyraz, Kara Kuvvetleri'nin istihbari yapılanmasına ait 'gizli ibareli' veriyi ifşa etmekle suçlandı.
Soruşturmanın genişletilmesi sonucu gözaltına alınan, eski yüzbaşı Gazi Güder, Fuat Ermiş, İsmail Yıldız, Asuman Özdemir ile son olarak da 26 Ağustos 2007'de Mete Yalazangil'de tutuklandı.
Soruşturmanın boyutunun genişlemesi üzerine soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı iki oldu. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel de görevlendirildi.
Üçüncü perde operasyonunda emekli tuğgeneral Veli Küçük, emekli kurmay albay Mehmet Fikri Karadağ, avukat Kemal Kerinçsiz, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan ve Sevgi Erenerol'un da aralarında bulunduğu 31 kişi 21 Ocak günü gözaltına alındı.
31 şüpheliden Veli Küçük, eski yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, eski uzman çavuş Muhammed Yüce, avukat Kemal Kerinçsiz, Sami Hoştan, Sevgi Erenerol, Hüseyin Görüm, Oğuz Alpaslan Abdulkadir, Kahraman Şahin, Erol Ölmez, Erkut Ersoy ve yazar Ümit Oğuztan'ın aralarında bulunduğu 14 kişi tutuklandı.
21 Şubat 2008 tarihinde yapılan operasyonun bu ayağını, üniversitelerde faaliyet gösteren ve örgüte hem teorik hem de yeni eleman kazandırma desteği verdiği iddia edilen akademisyenler oluşturdu.
Ergenekon" olarak bilinen örgütlenme, başkana doğrudan bağlı olan dört daire komutanlığı ile iki sivil başkanlıktan oluşuyor. "Lobi" adı verilen sivil unsurların örgütlenmesini sağlayan oluşumla ilişkileri bu iki sivil sağlıyor. Örgüt, Türkiye'deki mevcut rejimin gerçek olduğuna inanıyor. "İç düşmanları" pasifize etmek, hatta ortadan kaldırmak için suikastları "kaçınılmaz" görüyor. Entelektüellere önem veriyor. Medyayı, sivil toplum kuruluşlarını (STK) kullanmanın önemine vurgu yapıyor. "Naylon terör grupları" ile naylon şirketlerin kurulması gerektiğini düşünüyor.
Ergenekon örgütü soruşturması kapsamında beşinci dalga operasyonunu şafak vakti gerçekleştiren polis, Ankara'da İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i, İstanbul'da ise eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ile Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'un da aralarında bulunduğu 13 kişiyi gözaltına aldı.
Ümraniye Çakmak Mahallesi'nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerin ele geçirilmesiyle birlikte başlayan soruşturmaya Ergenekon adı veriliyor.
Sivilce denen problem bir çok insanın özellikle ergenlik döneminde yaşadığı büyük bir sorun. Bu konuda piyasada o kadar çok ilaç ve bakım malzemesi var ki insanın kafası karışabiliyor. Oysa bu durumda yapılması gereken en önemli şey bir cildiye uzmanına giderek cildinize uygun olan ilaçları kullanmaktır. Şimdi bu ilaçları ve tedavi yöntemlerini gelin birlikte inceleyelim…
SİVİLCELERDEN KURTULMA YÖNTEMLERİ
Bunlar aktüel öneriler… Ama yüzünüzdeki yağlanma aşırı derecede ise ve sivilcelerinizden kurtulmanız artık bakım malzemelerinin etkisinin ötesine geçmişse, ilaç müdahalesi yapmak zorundasınız… Bunun için de piyasada bulunan en etkili bazı ilaçlar var. Bunlar için de gittiğiniz cildiye doktoruna danışmayı unutmayınız…
Gizem dolu bahçede, güzel olan bir kuş var… Gül kırmızı… Kırmızı gülün aşkı…
Benim aşığı olduğum âlemde ise, kırmızı gülden daha güzel kokulu gül var.
Sufî Gülü: Bütün güllerden daha güzeldir…
Servi aşkıdır o…
Aşk; ısınmadır, orada erime var.
Aşk, istektir. Orada kelimeye geçit vermiyorlar…
Ne mutlu Muhammed’e! Allah’ın nezdinde ağladı ve dedi ki:
“Senin kelimelerin, vahiy ayetlerin, yeşil Kur’ân’ın kalbime yetmiyor. Beni bir bineğe bindir, yolculuğuna götür, göster?…”
“Bu kelimeler perdesinin arkasında, görüşme hasretiyle ölüyorum…”
“Bu Arapların, bedevîlerin, ateşli ve susuz çöllerin insanlarının sözlerinin ağır yükünü çekemiyorum. Bana yardım et, beni götür…”
Allah, yıldızlı bir gece yarısı Habib’ini şevk refrefine bindirdi. Kâbe’den Mescid-i Aksa’ya götürdü. Sonra yukarı çağırdı, kendi özel halvetine gitti; gitti gökler, tabakalar ve yeşil nur, mor nur, menekşe renkli nur ve huzura erişme nişanesi!
Ah! Ne kadar korkunç ve ağır! Kalbimi sıkıyor, sinemi boğuyor…
Cebrail, “Yanarım” deyip gidemiyor…
Ne kadar gerçek, ne kadar güzel destanlar!…
Ne kadar güzel bir dinim var!… Ne kadar nazlı, zarif, güzel bir İslâm!
Bu fasit, bozuk ve şaşı gören kâfirler ne anlarlar?!
Benim her zaman bir ayağım bu dünyada, bir ayağım diğer dünyadadır. Bazen burada, bazen orada.
Hayır, her zaman oradayım…
Ama her zaman için burada kalmayacağımı biliyorum.
Oraya gidince de, bu âleme gizli olan sonsuz gayb ülkesine gidiyorum.
Orada hiçbir şey yok. Hiç kimse yok. Toz, toprak, çamur belli değil…
İnsanların şekilleri, belirtileri, görüntüleri yok. Hiçbir küstah kahkaha, çirkin bakış, kokulu geğirmeler, korkunç esnemeler, ensesi kalın bedenler, develer, çakallar, kurtlar, tilkiler, yük taşıyan öküzler, uydum kalabalığa koyunlar, artık her şey hiç… Dünya bitmiş.
Bir ben varım, bir de mavi gökler ve odam?…
Sabah, penceremin dibinden içeri girip beni görülmeyen ebedî sahillerine götürmek istiyor…
Şakacı, oyuncu ve tatlı meltem ile beraber…
Ne güzel bir yolculuk!
Ve sen…
Nerdesin? Benim gecelerdeki yolculuklarımın yoldaşı!…
Ey hatırası şevkimin refrefi olan ve her sabah beni Allah’ın melekut dergâhına kadar götüren miracım!
Nerdesin?…
Ey hikmetin kaynayan pınarı!
Ey irfanın yanan güneşi!…
Ey ümidin şefkatli mehtabı!…
Ey iman!
Ey aşk!…
Neden hırsızlık, haset, namertçe komplolar kötü olmuyor da, iman ve aşk kötü oluyor?…
Neden para, mide, şehvetperestlik, çirkin zevkler, uşaklık, korkaklık ve diğerleri kötü olmuyor da, iman kötü oluyor?
Neden aşk ve tapınma suç oluyor, neden?
Bu akıllı ve aşka susamış genç nesilleri bu imandan mahrum etmek istiyorlar, neden?…
İlim ve akıl sahibi insanların aşka yabancı olmasını, tapınmaktan vazgeçmesini istiyorlar, neden?…
Aşksız ilim, tapınmasız akıl, imansız bir gençlik…
Aşksız genç, tapınmadan mahrum nesil…
İmansız, mesuliyetsiz ve hedefsiz ilim ve akıl…
Nedir yapılmak istenen?…
Eyvah! Dertsiz olan âlim, tapınmaktan uzak bilginin düşünceleri, iman olmayan genç nesil…
Ne kadar korkunç ve ne kadar uğursuz, ümitsiz ve soğuk bir bahar!…
Ne kadar acı ve dert verici!…
Allah’ı tanımayan dertsiz ve hissî yetkiler, ilâhî yaratılış sahibi olan genç nesilleri zincirlere vurmak, uçmaması için toprağa bağlamak istiyorlar.
Ruhları kendilerine cezp eden o âleme ayak basmasınlar, cennetlere girmesinler diye ayaklarına pranga vuruyorlar ki kaçamasınlar…
Mihraptan mumu kaldırmak, kelebeği mumdan uzaklaştırmak, kitapları defterler içinde kurutmak isti-yorlar.
Özgürlüğü kafese koymak (zindan), kalpleri tabiat ötesine olan aşktan uzaklaştırmak, kısacası içini şehvet, menfaat, haset, zilletle doldurup, düşüncelerini uçmaktan alı koymak, göklerden indirmek; aşşağılık pazara, dükkanlara sokmak, ticaret komisyoncuları kılmak istiyorlar.
İnsanı düşünen hayvan yapmak, onu değiştirmek, şehri vebalı kılmak, hayatı bir kusuntu hâline getirmek ve sonuçta varlığı hayalî lafızlar hâline getirmek istiyorlar.
Kanaati de, teslimiyeti de ters yüz ettiler ki nesillerimiz geldikleri acı sonu görmesinler…
Hâlbuki eski insanların kanadı çok güzeldi: “Bedenin ihtiyaç duyduklarından azıyla yetinir, ruhun ve kalp gözünün ihtiyaçlarında ise kanadı terk ederlerdi…”
Günümüz insanını ise, toprağı altın yapmanın derdine düşürmüşler…
Oysa eski insanlar topraktan, ruhu altına çevirmenin derdine düşmüşlerdi.
Allah; imanım, takvam, dertlerim, sadakatim, gece yarısı dualarım sebebiyle bana koruyucu bir ruh verdi…
Niye vermesin ki? O isterse, kim engel olabilir ki? O değil mi beni yolcu yapan, miraca götüren ve geceler veren? Ki ne geceler içinde ne çırpıntılar, ne endişeler, ne arzular, ne mehtaplar, ne tahtlar, ne denizler, ne çöller, ne zirveler, ne ateşler, ne kelimeler ve daha neler ve neler…
Ne zamana kadar?… O isterse, ebede kadar…
O Allah değil mi İskender’e hayat suyu, Âdem’e Havva, İbrahim’e Zemzem, Musa’ya asa, İsa’ya İncil, Muhammed’e Kur’ân, Ali’ye güzel hurmalıklar, yalnıza arkadaş, garibe vatan, nehre deniz, muma kelebek, Mecnun’a Leyla, susuza su veren?…
O isterse verir, hem de hesapsız…
Keşke bana da bir gece verse!…
Allah: “O bir gece, bin aya bedel bir gece.” demiş.
Keşke o geceyi kıyamet sabahı bana verseydi de, hikâyemi ona başım eğik anlatmazdım!…
Cafer YALNIZYAŞAR
Aşık Olmak
Bilirmisin Yanlızlığı?
Bilirmisin Göz yaşlarımı?
Dokunabilirmisin Duygularıma?
Hissedebilirmisin Göz Yaşlarımı?
Hayal Edebilirmisin Sana Olan Aşkımı?
Seviyorum Seni...
Kalbimde Bir Başka Boşluk Kalmayacakkadar
Kadehimde Bir Yudum Aşk Bırakmayacakkadar
Hayat Sahnemde Seni Başrol, Beni ise Hizmetci yapacakkadar
Senin kapında Sana Tapan Bi Cocuk gibi seni Ağlatacakkadar...! ! ! !
Aşığım Sana
Yağmur Damlaları altında Sırıl sıklam..
Kar taneleri içinde Yapayalnız.
Çölün ortasında Suzuz Ama sensizz..
Aşığım sana Benden Uzaklaştıgınkadar..! !
Hüzün Dolu Bu Gönül
Başka birşey düşünemez Oldu
Sana Aşık Oldugum Zaman..
Her tarafımda.. Sen.. Sen.. Sen....
Gözlerimi Kapatıp hayallere Dalmak istediğimde
O güzel yüzün.. O bakışların cıkıyor karşıma
Bir an dalıyorum o dunyalara
Seninle dolaşıp Sarmaş Dolaş olan Umutları görüyorum..
Üşüyorum..
Gelip Saracakmısın beni?
Seni Seviyorum Diyerek Unutturacakmısın tenimi?
Yoksa ben Avutuyormuyum kendimi?
Gell Lütfen Bana Gell...
Güveninin içine saf kalbimi koyayım
Gönlündeki Tahta Bırak ben oturayım..
Senin Kollarında Bırakta ben uyuyayım
Bırak Düşlerinde bende olayım...
Gözyaşlarım damlıyor Yerlere
Harab Oluyor Sevgim Hayallere
Hayatt Seni Anlatıyor dertlere
Bir haykırış Yükseliyor Göklere...
Seni Seviyorum Benimle Ol Aşkım Diyor İnatlaşmış Herşeye..
Bir kere olsun bakk bana aşkım
Yüzümdeki Hasreti Sil sevginle
Gözlerimdeki Umudu Al eline
Bak senin için Oda Ağlıyor...! ! ! !
Bir Umut Oldun Bu kalbime
Yaşama sebebim sensin
Sor Şahitlere...
Seni seviyorum Hemde Cok...! !
Gelde İnat Olsun Aleme...! !
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben
Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun
Dünya esen yel üstüne kuruldu..
Varlığımız iki yokluk arasındadır
Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsin
Medresede söz vardır tekkede de hal
Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de
İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi
Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir
Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak
Yarını düşünmen beyhude bir heves
Bir çok kişiden arda kalanlar
Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin...
Alıntidir..
insanların çoğu sevmekten korkuyor.kaybetmekten korktuğu için.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
William Shakespeare